22.03.2016, 11:50

Onlar ticaret, biz de nam için yapıyoruz

Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Petrolün, yeniden 30 dolarlardan 40 dolarların üzerine yükselme eğilimi bizde de sıkıntı yaratmaya başladı. İnşallah bu noktalarda durur, yoksa petrolün 60 doların üzerine çıktığını düşünmek bile istemiyorum. Bunlar olağan, olabilir şeyler, tabii, sektörün bin an evvel aklını başına toplaması lazım. 

Geçen ay Meksika’dan, bu ay Brezilya’dan otobüsçüler geldi. Herkes bir arayış içinde. Brezilya 200 milyonluk büyük bir ülke. 4 bin km’lik mesafelerde otobüsçülük yapıyor. Kendilerine sordum: Servis var mı? Yok. İkram var mı? Yok! Televizyon var mı? Yok. 2+1 var mı? Yok. Biz her şeyi veriyoruz, onlar hiçbir şey vermiyorlar. Otogar çıkış parasını yolcudan ek ücret olarak alıyorlar. Biz de otogar çıkış parası, ikram, servis, servis memuru, ücretsiz servis var. Bunların hiçbirisi başka bir ülkede yok. Onun için zaman zaman serzenişte bulunuyoruz. Devlet, hükümet, akaryakıt vs. dönüp bu tarafa bakıyoruz, kendi yapacaklarımız oradan beklediklerimizden çok daha fazla. Oradan beklediklerimiz sadece akaryakıt, otoyol, köprü, feribot fiyatlarının pahalılığı. Onun dışında ‘bize düzenleme yapın’ dememiz lazım. Hangi düzenlemeler, bu sektörün oturup onları konuşması, tartışması lazım. 

Adapazarı’nda firmalar servisi kaldırdı
Adapazarı’nda firmalar anlaşıp, ikramı kaldırmışlar. Bu kadar kısa mesafede ikram verilmesi zaten doğru bir şey değil. 2 saat yolculuk. İnsan yolculuk öncesi 2 saat öncesi yiyeceğini yer, içeceğini içer, otobüste bir su ister. Dünyanın çeşitli ülkelerinde, Amerika da dahil olmak üzere millet suyunu yanında taşır. Koltuk numarası yoktur, yer bulursa oturur, bulmazsa oturmaz, böyle bir düzenin içinden Türkiye en iyisini yapıyor, en güzelini yapıyor, ancak artık Türkiye’deki otobüs taşımacılığı sürdürülebilir olmaktan çıktı. 

İkramı gözden geçirmeli 
Sektör içinde yaşanan sıkıntılar ve iflaslar bunun en önemli göstergesi. Bu işin sürdürülebilir olması, kârlı olması, çalışanların hak ve hukukunun korunması açısından verimlilik ve kârlılığı hedef alan yeni bir yapılanmaya gidilmesi lazım. Bu anlamda bizim hat esası, sefer düzeni, sefer sayısı, kapasite kullanımına yönelik yapılanmaya gitmemiz gerekiyor. Ayrıca bütün bunlar firmaların, kendi yapacakları işler, buradan Çorlu’ya giden bir otobüste ikram olmalı mı? Olmamalı bana göre. Servis memuru da olmamalı. Yani otobüste çift şoför olur. Yer hizmetlerini yerde yaptırırsınız, seyir hizmetlerini seyir halinde yaptırırsınız. Yolcu otobüse biner, 1,5 saatte Çorlu’ya gider. Bu Edirne’yi de kapsaması lazım, Kırklareli’yi de. Çanakkale’yi söylemiyorum, ufak da olsa bir şey olmalı ama ikramı, ücretsiz servisi artık bu sektörün gözden geçirmesi lazım. 

Türkiye’deki büyük firmalar yıllık ücretsiz servis için 35-40 milyon lira ödüyor. Baktığımız zaman, kârlılık o kadar değil. Bireysel otobüsçü tükendi, şimdi filo otobüslerini tüketmeye çalışıyoruz. Onun için, bu ölümler gerçekleşmeden tedbir alınması lazım. Sektör içi düzenlemelerin, hat esasının, sınıflandırmanın, kapasite kullanımının, düzenleme ile beraber verimliliğe kavuşturulmasını doğru buluyorum. 

İç turizmde hareket olur mu?
Sezona hazırlanıyoruz. Bu sene yabancı turizmde, Rusya’nın kapıları Türkiye’ye kapatması, Antalya başta olmak üzere turizmde ciddi sıkıntılar yaşanacağının göstergesi. Buradan bize bir hayır çıkar mı? Şu olabilir, oteller boş kalacakları için kampanyalarla daha ucuza, iç hat müşterisine yönelirse, iç hatlarda ciddi bir canlılık olur. Ege’de Akdeniz’de, turizm beldelerinde, ciddi bir canlılık olma ihtimali var. İşte burada bizim devreye girip daha verimli çalışma nasıl yapılabilir çalışması yapmalıyız. Hafta arası uçaklar ucuz oluyor, hafta sonu pahalı oluyor. Sadece hafta sonu bize yetmiyor, onun için bizim bu artacak olan kapasiteye karşı tedbirli olmamız lazım. 

İstanbul’da otogarlar 
Geçtiğimiz hafta, İstanbul’daki otogarlarla ilgili Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, ulaşımdan geldiler. İstanbul’da yapılmak istenen otogar altyapıları ile ilgili bilgi aldılar. Fikirlerimizi sordular, ben bu anlamda Sayın Başkana ve ulaşım ekibine teşekkür ediyorum. Bu katılımcı anlayış sergiledikleri için, fikirlerimiz uygulanır veya uygulanmaz en azından fikirlere başvurulması da bizim için, pozitif bir işarettir. Taleplerimizi anlattık. Gaziosmanpaşa’ya neden olmayacağını, olmaması gerektiğini anlattık. Mevcut otogarın ıslah edilerek İstanbul’un ihtiyaçlarını karşılayabilir; orası ulaşımda verimlilik kavramıyla birebir örtüşüyor. 10 dakikada havaalanına, 10 dakikada İDO’ya gidebiliyorsunuz… Şehirlerarası dolaşımı mükemmel bir altyapıya erişti. İstanbul Otogarı, iki ana koridorda kesişen noktada, ulaşım konusunda büyük avantajlara sahip. Gaziosmanpaşa’da bir terminalimiz var, o bölgenin yolcusunu oradan alıyoruz. Gaziosmanpaşa’da yeni bir otogarı TEM koridoru taşıyamaz. Orada ciddi sıkıntılar yaşanır, Sultangazi’de olduğu gibi, ikinci bir kilit noktası oluşturacağız ve TEM geçit vermeyecek. Bunları ifade ettik. Anadolu yakasında bir tarafta indirme, 5 km ileride bindirme, bu da doğru bir şey değil. Bizim hizmetlerimiz bütünleşiktir. Bir tarafta indir, bir tarafta bindir olmaz. Onu da ifade ettik kendilerine. 

Kurtköy Havaalanı cep terminali gibi düşünülüyor, o bir ihtiyaç. Bir an önce yapılması lazım diye düşünüyoruz. Hayırlısı olsun. Büyükşehir Belediyesine, fikrimize başvurduğu için teşekkür ediyorum. İhtiyacımız olan şeyleri, doğruları anlatmaya devam edeceğiz. Ne kadarı kabul görürse, ne kadar etki edebilirsek, sektör adına fayda olur. ■
Yorumlar (0)
banner117
15
açık
banner159
banner153